Sakarya Havadis

REKLAM ALANI

(980x100px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

SASGEM’in online konferansında Avrupa’da İslam ve Köktencilik konuşuldu

SAKARYA ÜNİVERSİTESİ AKADEMİK VE SOSYAL GELİŞİM MERKEZİ (SASGEM) TARAFINDAN DÜZENLENEN ONLİNE KONFERANSTA BU HAFTA ‘AVRUPA’DA İSLAM VE KÖKTENCİLİK: GENÇLERİ ŞİDDETE GÖTÜREN FAKTÖRLER’ KONUSU ELE ALINDI. KONFERANSA İSE VİYANA KREMS UYGULAMALI EĞİTİM BİLİMLERİ ÜNİVERSİTESİ ÖĞRETİM ÜYESİ PROF. DR. ADEM AYGÜN KONUK OLDU.

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
SASGEM’in online konferansında Avrupa’da İslam ve Köktencilik konuşuldu
75 views
11 Aralık 2020 - 14:10
REKLAM ALANI

(300x250px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

Sakarya Üniversitesi Akademik ve Sosyal Gelişim Merkezi (SASGEM) tarafından düzenlenen online konferansta bu hafta ‘Avrupa’da İslam ve Köktencilik: Gençleri Şiddete Götüren Faktörler’ konusu ele alındı. Konferansa ise Viyana Krems Uygulamalı Eğitim Bilimleri Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Adem Aygün konuk oldu.

SASGEM tarafından online olarak düzenlenen konferansa, Avusturya Viyana Krems Uygulamalı Eğitim Bilimleri Üniversitesi öğretim üyesi ve aynı zamanda SAÜ İlahiyat Fakültesinin ilk mezunlarından Prof. Dr. Adem Aygün konuk oldu. Prof. Dr. Adem Aygün, konuşmasında insanları şiddete yönelten aşamaları bilimsel bir temelde açıklayarak, bu bağlamda gençleri şiddete yönelten faktörleri anlattı. Yapılan araştırmalarda 2017 yılında Avrupa’da 26 milyonun üzerinde Müslüman yaşadığının ve bunun Avrupa’nın toplam nüfusunun yüzde 4.9’una denk geldiğinin belirlendiğini aktaran Aygün, Müslümanların sömürge tarihi, iş gücü göçü ve mülteci akını olmak üzere üç dönem şeklinde Avrupa’ya göç ettikleri bilgisini verdi.

Yapılan araştırmalar halkın tutumlarının son 10 yılda çok değiştiğini gösteriyor

Avrupalı insanların son mülteci akının şiddet olaylarına ve İslam adına yapılan terör saldırılarına yol açabileceğinden korktuğunu belirten Prof. Dr. Adem Aygün, “Avrupalılar, son mülteci akınının şiddet olaylarına ve İslam adına yapılan terör saldırılarına yol açabileceğinden korkuyorlar. AB’deki Müslümanların birçoğu yaygın taciz ve ayrımcılığa maruz kalsalar bile demokratik kurumlara büyük güven duyuyorlar. Yapılan son araştırmalar halkın tutumlarının son 10 yılda çok değiştiğini gösteriyor. Anket sonuçları, Müslümanların yaşadıkları toplumlara entegre olmadıklarına dair popülist ve yabancı düşmanlığını körükleyen aşırı uçların iddialarını da geçersiz kılıyor. Çünkü Müslüman nüfusun demokratik kurumlara olan güveninin genel nüfusa oranla daha fazla olduğu görülüyor” dedi.

İdeoloji, yakın çevre etkisi ve ötekileştirme radikalleşmeyi doğuruyor

Şiddet eylemlerinin din temelli olup olmadığı konusunda sosyal bilimcilerin oluşturduğu farklı teorilerden de bahseden Aygün, “Bu konudaki üç yaklaşımdan ilki sorunu makro düzeyde açıklıyor. Sosyoekonomik ve politik koşullarla ilişkilendiriyor. Sosyal adaletsizlik, ırkçılık gibi faktörler burada öne çıkıyor. Bu faktörler bir ideolojiyle desteklenmeye daha müsait oluyor. Dolayısıyla kişiler şiddet içerikli ideolojik fikirlere daha açık oluyorlar. İkinci yaklaşım ise aynı düşünen insanlar arasındaki etkileşimler, yani yakın çevrenin kişileri etkilemesi. Çevre etkisi radikal gruplara yakınlaştırabiliyor. Bireysel düzeydeki yaklaşımlardan olan üçüncü yaklaşım ise şiddet fenomenini hayat hikayeleri üzerinden psikopatolojik ve sosyopsikolojik açıdan açıklıyor. Toplumdan dışlanma ve ötekileştirme halinde dinin unsurları kişiye bir çıkış sunuyor. Bu insanların bir hayat hikayeleri var. Bu hikayeler bireylerin birbirleriyle empati kurmasını sağlıyor. Bireyler bu nedenle dini değerleri kullanarak şiddete başvuran radikalleşmiş kişilere kolayca katılabiliyorlar” diye konuştu.

Kimlik krizinden cihatlaşma aşamasına

Gençleri şiddete götüren süreçten bahseden Aygün, “Gençlerin bir yol haritası var. Sıfıra düşmüş hayat noktasından şiddet eylemine düşme noktasına kadar yapılan çalışmalarda, kişi kimlik kriziyle mücadele içerisindedir. Ayrımcılık ve yaşam koşulları burada önemli faktörler. Bu aşamada daha çok buluşma yerleri öne çıkıyor. İnternet burada çok önemli. Okul, gençlik kulüpleri ve hapishaneler de radikalleşmede önemli. Sonraki aşama kendini tanımlama aşaması. Kişi kendini yeniden yapılandırma sırasında inançlar arasında geçiş yapabiliyor. Cihatın yüceltilmesi, İslam-Batı ikilemi ve karizmatik kişi etkisi tetikleyici oluyor. Diğer aşama ise önceki yaşamdan uzaklaşma aşaması. Burada şiddet eylemleri için harekete geçme isteği oluşur. Son aşama, Almanca literatürde cihatlaşma aşaması olarak ifade ediliyor” şeklinde konuştu.

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
REKLAM ALANI

(336x280px)

Anasayfa Sağ Bloka Esnek veya Sabit ölçülerde SINIRSIZ reklam alanını şablon olarak ekleyebilirsiniz. Şuan örnek olarak sadece 2 reklam kullanıldı.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.